11 Haziran 2013 Salı

#direngeziparkı!

Uzun süredir buraya da konuyla ilgili bir şeyler yazmak istiyordum ancak bir türlü toparlayamadım. Ancak sabah sergilenen Taksim tiyatrosundan sonra bunu yapmak şart oldu.

Ben de tepkisini gösteren sayısız insandan biriyim. Geçen hafta Cuma günü en ufak bir şiddet eylemi olmadığı halde Gümüşsuyunda sayısız insana gaz ve su ile saldırıldı, ara sokaklara sıkışanların üzerine gaz atıldı ve sonra da “orantılı güç”ten bahsedildi. 


Ve hareket başladı, herkes başta Taksim olmak üzere tüm illerde tepkisini göstermeye başladı ve unutulmaz dayanışma görüntülerine tanık olduk. 

Bu eylem onların deyimiyle “üç ağaç için” başladı ve koskocaman bir ormana dönüştü. Sayısız baskı, özgürlüğe müdahale ve sözde “demokratik” düzenlemeler en sonunda bir doyum noktasına ulaştı ve herkesi sokağa döktü.

Unutamadığım sayısız görüntü var, olaylar sırasında birbiriyle yardımlaşan ve tek vücut hareket eden insanlar, gezi parkındaki her çeşit insan ve onların bütünlüğü… Çok fazla örnek verebilirim ama siz de bir çok şeyi gördünüz, yaşadınız.



Tüm hikaye toz pembe mi peki? Elbette hayır. Öncelikle bu bir sivil eylemdir, hiçbir siyasi oluşumla alakası yoktur. Bundan  nemalanmaya çalışanlar oldu ve olmaya devam edecek. En önemli önceliklerimizden biri bu eylemin sivil kimliğini muhafaza etmek olmalı bana göre.

Ve provokasyonlar… Gezi’de kasalarca içkinin içeriye taşındığını gördüm. Bu bir “biz zaten içki içebilmek için de direniyoruz ya” olayı değil. Oradaki insanların ayık olması ve herhangi bir durumda harekete geçebilmesi lazım.

Zaten hikayenin diğer tarafı en ufak bir kıvılcıma ve harekete bakıyor. Kışkırtma içeren yayınlar, yalan yanlış sahte fotoğraflar en ufak bir gerçek kırıntısıyla birleşince o insanlara “işte bakın tam da dediğimiz gibi oldu!” deme fırsatı veriyor.


Ve sevgili dostlar, bilhassa Ankaralılar; evet son günlerde Gezi’deki toplanma bir festivale dönüşmüş durumda, kendi adıma ben de kutlama için çok erken olduğunu ve diğer şehirlere saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak böyle durumlarda lütfen küsüp gitmeyin, bilakis orada olup insanları bilinçlendirmeniz en faydalısı olacaktır. 

Gelelim bugüne, sayısız insanı dümdüz eden Tomalar bugün tüm kanallar canlı yayındayken son derece narin bir şekilde göstericilere müdahale etti, o kadar insanı etkisiz hale getirebilirken birkaç kişiye müdahale edemedi. Etmedi.


Bu bir tiyatrodur. Ki tiyatronun oyuncuları bu olaylar olur olmaz tüm coşkularıyla çığırtkanlık yapmaya, “bakın onlar ne kötü” demeye başladılar. Zaten istedikleri de buydu.

Görüntüler o kadar sahte ki, sayısız şey söylemek mümkün. Elinde telsizi olan “direnişçi” resmi bile görebilirsiniz. Günlerdir en ufak bir olay olmazken sizce bu sabah neden böyle uyandık? Neden bu sabah çadırlarında uyuyan pek çok sivil bu olaylar sonucunda gaz ve ses bombasından etkilendi?


Bu zavallı komediye karşı yapılabilecek tek bir şey var, dik durmak; sakin durmak ve her koşulda bu harekete devam etmek. Küsüp gitmemek, ve demokratik haklarını özgürce ve sivil bir şekilde talep etmeye devam etmek. 

Onlar cesaretin yitirilmesi ve herkesin kendi içinde çatışmasını bekliyor. Lütfen, hep özgür kalın hep barış içinde kalın. Ve devam edin: İnanmaya.

1 yorum: